Technology is my life

Technology is my life Sömürmek İçin Bilgiler :)

06/12/2011

ülkemize ilk gelen cep telefonun ericsson olduğu sanılsa da aslında sınırlarımız da kullanılan ilk cep telefonu motorola'dır. bahsettiğim bu motorola, ebat olarak yaklaşık 1 litrelik süt kartonu kadardı. iş adamları bunları, bond çantalarında taşır, ve henüz gsm operatörleri olmadığı için konuşmak için yurtdışı operatörleri veya uydu kullanır ve inanılmaz paralar öderlerdi.

sonrasında turkcell ve ericsson hayatımıza girdi. ericsson'un 628 modeli pahalıydı fakat gerek boyutları gerek sunduğu imkanlarla ilk kez cep telefonu görmüş bizleri büyülemişti. sonuç olarak yanınızda her yere götürebileceğiniz bir telefon vardı, ve bu inanılması gerçekten güç birşeydi. ufak ufak hepimizin bir 628'i oldu 532'li numaralarımız alındı. o dönemler kısa mesaj yaygın değildi.

628 sonrası 688'e geçildi, halen kullandığım en iyi telefon olduğunu iddia ettiğim, 688 dayanıklılığı ile ön plana çıkmıştı, hem de ekranı 3 satırdı. dayanıklılığının, yanında bulunan çelik olduğunu iddia ettiğimiz şeritten geldiğini savunuyor, telefonlarımızla ceviz bile kırıyorduk. aynı dönemde biryandan da şekil şekil antenler çıkmaya başladı, pilli ve ışığı yanıp sönen anten bile gördüğümü hatırlıyorum. herkez de 688 vardı, fark yaratmak için ya ekrana mesaj yazıyor, ya da antenlerini kişiselleştiriyorduk.

bu döneme kadar aslında herşey çok mantıklı ilerledi, ne kontürlü hat, ne nokia, ne de bitmek bilmeyen reklam mesajları vardı. herkez telefonunu iletişim amaçlı kullanıyor, konuşmalar uzatılmıyor, ev telefonu kullanım kurallarına (misal saat 22:00'den sonra aranmaz biri, ayıptır), riayet ediliyordu.

derken nokia diye bir telefon çıktı, önceleri pek dikkat çekemedi, lider ericsson'du, ta ki sınıfa biri girip, "abi antensiz telefon çıkmış, gözümle gördüm hem de böyle renkli" diyene kadar. herkez hemen telefon mağazalarına koşup siyah yeşil ekranlı, memur kılıklı ama can telefonu 688'ini, renkli kapaklı beyaz ekranlı nokia 3310 ile değiştirmeye gitti. nokia ile birlikte hayatımıza giren en önemli şey ise snake oyunuydu.

pazar kızışmış, ericsson beklenen hamleyi yapamamış, fakat nokia rakipsiz kalmamıştı, en azından o zamanlar, piyasada inanılmaz bir özelliğe sahip bir marka daha vardı, evet titreyen telefon panasonic. titreşim kavramı hayatımıza ilk girdiğinde, masada kimde panasonic varsa o onu masaya koyar titreşimini açar ve hepimiz telefonun dansedişini izlerdik.

bu gelişmeler yaşanırken, telsim'de piyasaya çıkmış, 542'li numaralar ile tanışmış, başka operatörü aramak ne demekmiş faturalarımızda farketmiştik. buraya kadar adım adım ve nispeten zamana yayılarak giden cep telefonlarının gelişimi, bu noktadan sonra takip edilemeyecek bir noktaya geldi. her gün başka bir marka girdi piyasaya, telefonlara her geçen gün yeni bir özellik eklendi.

Dünyada ki İlk Cep TelefonuMotorola DynaTAC 8000X
06/12/2011

Dünyada ki İlk Cep Telefonu
Motorola DynaTAC 8000X

Dünyaâ da ilk piyasaya sürülen cep telefonu bakınca, ne kadar geliÅtiÄimizin farkına varabiliyoruz. Resimdeki telefon Motorola DynaTAC 8000X .

Sigarayı 60 Dakikada Bırakmanın yolu
29/11/2011

Sigarayı 60 Dakikada Bırakmanın yolu

27/11/2011

Bilgisayara Virüs Bulaştığı Nasıl Anlaşılır ve Nasıl Temizlenir?

Eğer elinizde anti-virüs yazılımı yoksa bilgisayarınızda virüs olduğunu ancak (çoğunlukla) virüs etkisini gösterdikten sonra anlayabilirsiniz. Nadiren, dosya adı sabit ve bilinen virüsleri dosya adıyla tarayarak bulmak ve silmek çözüm olabilir. Bir virüsün etkileri bilgisayarda anormal yavaşlama, Windows uygulamalarında beklenmeyen hata mesajları (application error, system fault, missing files vs. gibi), bilgisayarın kilitlenmesi, rastgele DOS işletim sistemine dönmesi, normalde açılan dosyaların açılmaması, anormal sesler/görsel davranışlar ya da bilgisayarınızın isteğiniz dışında işlemler yapmaya başlaması şeklinde kendini gösterebilir. Bu durumda yapılacak şey, bir anti-virüs programı kullanarak bilgisayarın virüsten temizlenmesidir. Ancak, virüsün bilgisayara önemli ölçüde/geri dönülmez hasarlar vermiş olduğu durumlarda virüsten temizleme işlemi her zaman başarılı olmayabilir.

Bilgisayarınızda anti-virüs yazılımı olmadığı durumlarda, bu yazılıma sahip bir bilgisayarda daha önceden hazırlanmış olan acil durum disketi ile diskinizde ve disketlerinizde virüs taraması yapabilirsiniz.

Anti-virüs yazılımlarının tarama işlemi sonrasında virüs bulamaması bilgisayarda virüs olmadığını değil, sadece tarama işleminde kullanılan anti-virüs programlarının tanıdığı virüslerin mevcut olmadığını gösterir. Kullanılan anti-virüs yazılımlarının buldukları virüsleri silmeleri veya bulaştıkları dosyalardan temizlemeleri mümkün olmaması da zaman zaman karşılaşılan bir durumdur. Bu durumda kullanılan anti-virüs programının güncellenmesi veya daha güncel başka bir anti-virüs yazılımının kullanılması uygun olacaktır. Yani, kullanılan anti-virüs programının tanımadığı bir virüsün bilgisayarınıza bulaşmış olması ihtimali her zaman vardır.

27/11/2011

Arabaların Arka Camları Niçin Tam Olarak Açılmıyor?

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar. Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu.

Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu. Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. “Yeni araba kokusu” denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz. Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.

27/11/2011

Gün ve Ay İsimleri Nereden Geliyor?



Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler. (yek, du, se, cihar, penç, şes) Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi (heft)dir veya (hefte) Yedi günlük hafta ismi de buradan alınmıştır.
Halen Türkçede kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?
Cuma Arapça (Toplama, toplanma)
Cumartesi Arapça (Ertesi) Türkçe
Pazar Farsça Ba (Yemek), zar (yer)
Pazartesi Farsça (Ertesi) Türkçe
Salı İbranice (Üçüncü)
Çarşamba Farsça (Cehar) şenbe (dördüncü gün)
Perşembe Farsça (Penç) şenbe (beşinci gün)
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.
İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)
Şubat Süryanice
Mart (Latince Mariîus mitolojik isim Mars tan)
Nisan Süryanice
Mayıs (Latice Tanrıça Marianın ayı)
Haziran Süryanice
Temmuz Arapça Süryanice
Ağustos (Latice Roma İmparatoru Augustusun adından)
Eylül Süryanice
Ekim (Türkçe Toprağı ekmekten)
Kasım (Arapça Bölen)
Aralık (Türkçe İki zaman dilimi arası)

27/11/2011

Çinlilerin Gözleri Neden Çekiktir?

Yalnız Çinlilerin değil Orta ve Güneydoğu Asyada yasayanların, Japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynidir. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yasadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgâra karsı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

27/11/2011

Bir Hafta Niçin 7 Gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 olusu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde, göğün 7 kat olusu ve doğadaki ana renk sayısının 7 olusu, müzik notalarının 7 olusu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

27/11/2011

Radyonun sesi Açılınca Pil Daha Çabuk mu Biter?

Pille çalisan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akim yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynidir.

25/11/2011

Google Çöküyor :D :D
Google Chromedan girerseniz daha Sorunsuz :D :D

24/11/2011

TTNET Faturanızdan Dolayı İnternetiniz Kesilirse UltraSurf Proxy Programı İle 14kb/s ile internette gezebilirsiniz face'e girebilir msn vs.. programları kullanabilirsiniz Bağlantı 10sene Öncesi Kadar Yavaş Ama Hiç Olmamasında İyidir (sömürün)

24/11/2011

Vodafone 3G Vodem İle Kotanız ve Kontorünüz Bitsede Torrent Programıyla 350kb/s ile Download Yapılabiliyormuş Ücretis (Sömürün ) :D :D

Address

Içerenköy
Istanbul
34752

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Technology is my life posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share