GençSiyer

GençSiyer Siyer Vakfı Gençlik Komisyonu Genç Kardeşim;
Birbirimize dünyada ve ahirette cennetler
sunabilme gayretiyle bir aradayız.

Günahların artık normalleştiği,sıradanlaştığı bu dünyada ashab’ı kirama yetişemesekte,yaşadığımız çağın Mus’ab’ları olabilmenin derdini tasasını
kalbimize yüklemek için beraber olacağız. Ölümün ,ahretin,hesabın ,imanın, Kur’anın
asla ihmal edilemeyeceğini hatırlatmak için
bir arada olcağız.

Erkekler! Boşuna Haticeler Beklemeyin/Muhammed Emin Yıldırım….Şimdi Haticeler bekleyenler, şunu düşünmek zorundadırlar; ...
08/02/2021

Erkekler! Boşuna Haticeler Beklemeyin/Muhammed Emin Yıldırım
….
Şimdi Haticeler bekleyenler, şunu düşünmek zorundadırlar; Muhammedî ahlakı kuşanmayanlar, o yüce ahlakla dirilemeyenler böyle bir hakka sahip midirler? Elbette istisnaları vardır ve bizde istisnaları ayrı tutuyoruz, ama genel bir ifade ile konuşursak; bugün hallerinden şikâyetçi olanlar önce kendi nefislerine bakmak zorundadırlar. O halde ağlamak, sızlamak çözüm değil, çözüm o muhteşem ahlak ile donanmanın yollarını aramaktır.
…..
Devamı:
https://gencsiyer.wordpress.com/2021/02/06/erkekler-bosuna-haticeler-beklemeyin/

Hz. Peygamber (ﷺ) ihlas üzere yaşayan, amellerinin eksenine ihlası yerleştiren, her ne yapıyorsa Allah adına ve Allah na...
06/02/2021

Hz. Peygamber (ﷺ) ihlas üzere yaşayan, amellerinin eksenine ihlası yerleştiren, her ne yapıyorsa Allah adına ve Allah namına yapmaya çalışan genci sever.
İhlas, hulûs yâ da halas kökünden türetilmiş bir kelimedir. Bir şeyi içine karışmış, böylece değerini düşürmüş başka şeylerden temizleyip, arındırmak demektir. Terim olarak ise: İbadet ve iyilikleri riya ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmaya ihlas denir.
✔ İhlas, her türlü riyadan arınmaktır.
✔ İhlas, her türlü bulanıklıktan saflaşmaktır.
✔ İhlas, her türlü engelden kurtulmaktır.
✔ İhlas, her türlü nifaktan sıyrılmaktır.
✔ İhlas, her türlü aldatmadan beri olarak samimiyeti kuşanmaktır.
“İnsanların hatırı için ameli terk etmek riya, onları memnun etmek için amel etmek şirk, bu iki durumdan kurtulmak ise ihlastır.” (Fudayl b. İyâd)
Beğenilme arzusu bu çağın insanını öyle kuşatmış durumda ki yaptığımız her iş birileri tarafından duyulsun ve beğenilsin istiyoruz. Yalnızca Rabbimiz ile bizim aramızda kalan amel sayısı o kadar az ki… Allah için yaptığımız amellerin başkaları tarafından duyulması ve beğenilmesini istiyorsak bu riyadır ve amelde şirktir. Rabbimiz, kendisi için değil başkasını memnun etmek için yaptığımız bu amellere kıymet vermiyor.
Hesap günü Rabbimizin, yaptığımız amelleri “Benim için değildi.” diyerek yüzlerimize vurmasından yine ona sığınırız…

“İnsanlar içinde  Yüce Allah’ın en sevdiği kimse,  kötülükleri terk edip,  iyiliklere yönelen gençtir.”
05/02/2021

“İnsanlar içinde Yüce Allah’ın en sevdiği kimse, kötülükleri terk edip, iyiliklere yönelen
gençtir.”

Gençlik Ve Değişim / Mücahit GültekinBir kaç yıl önce bir STK’nın, binasının bir katını Playstation cafe gibi düzenlediğ...
05/02/2021

Gençlik Ve Değişim / Mücahit Gültekin

Bir kaç yıl önce bir STK’nın, binasının bir katını Playstation cafe gibi düzenlediğini gördüm. Çocuklar, gençler içeride oyun oynuyor, daha sonra da sohbete çıkıyorlardı ya da sohbeti dinledikten sonra oynuyorlardı. Dernek, gençleri sohbetlere getirebilmek için pek içlerine sinmese de böyle bir yol düşünmüş olmalıydı.
Bir arkadaşımız bir kaç yıl önce, bazen kendi çocuğunu sohbetlere getirebilmek için onunla pazarlık yaptığını, “sohbet başına ödül” verdiğini söylemişti. Bir gönüllü kuruluş çalışanı ise gençlere yurt beğendiremediklerinden yakınmıştı. Gençlerle çalışan bir diğer kişi, gençlerin “nasihat” dinlemek istemediğini, onlara ulaşabilmenin giderek zorlaştığından söz etmişti. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bütün bunlar, gençleri “eski kalıplarla” derneklerde, vakıflarda, yurtlarda tutmanın giderek zorlaştığını gösteriyor. Eskiden, dernekler, yurtlar, vakıflar gibi kapalı mekânların ardında çocuklar “muhafaza” edilebiliyordu. Dışarıyla “temas” sınırlıydı. Ama “dışarıdaki dünya” internetin kablolarıyla bu kapalı mekânlara girmenin yolunu buldu; her çocuk hemen her türlü farklı düşünceye ve tabii ki kötülüklere bir “tık” uzaklıkta. Bundan kaçış yok.
Geçenlerde bir hocanın sohbetini dinledim. İnançsızlık aşılayan kişi ya da düşüncelerden uzak durmasını öğütlüyordu gençlere. Bu nasihat ne kadar gerçekçi? Gerçekçiliğini bir yana bıraksak bile, bu nasihat; bir korkuyu, özgüvensizliği, hazırlıksızlığı, geri çekilmeyi yansıtmıyor mu? Dahası, böylesi akımlara karşı çocukları ve gençleri hazırlayamamanın bir itirafı değil mi bu? Çare depremin olmadığı bir yer bulmak mı, yoksa depreme dayanıklı binalar inşa etmek mi? Çocukların/gençlerin zihinsel ve psikolojik sağlamlılığı yoksa “bakmayın”, “görüşmeyin”, “okumayın”, “gitmeyin” diyerek, nereye kadar?
Devamı:
Instagram hikâye paylaşımımızdan linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

Hz. Peygamber (ﷺ) isâr ruhunu iyice anlayan, kendi rahatını başkaları için terk eden, rahatı bu dünyada aramayan dert ve...
04/02/2021

Hz. Peygamber (ﷺ) isâr ruhunu iyice anlayan, kendi rahatını başkaları için terk eden, rahatı bu dünyada aramayan dert ve ızdırap sahibi genci sever.
İsâr ruhu bir Peygamber hasletidir. İsâr; yaşamak için yaşamak değil, yaşatmak için yaşamaktır. Başkaları rahata ersin diye rahatı terketmektir. Başkaları iman adına mutluluğu tatsın diye kendi rahatından vazgeçmektir. İmandan mahrum yaşayan insanlara o nuru taşımak için bir çok şeyden vazgeçmektir.
İsâr ruhunu anlayan o büyük insanlar, gençlerin sertacı olan Sahabe efendilerimiz (ra) rahatlarından vazgeçtikleri için bir avuçken dünyanın dört bir tarafına risalet davasının mesajlarını ulaştırdılar.
Bakın, isâr ruhunu anlayan ve iyice içselleştiren sahabe efendimiz Habbâb bin Eret’e (ra) “Nerede ölmek istersin?” diye sorulduğunda ne diyor: “Ezanın olmadığı topraklarda.” Sebebi sorulduğunda Habbâb bin Eret (ra) şu cevabı veriyor: “Eğer ben ezanın olmadığı topraklarda ölürsem, benden sonra gelecek olanlar ‘Burada Peygamber’in (sas) bir sahabesi var’ diyerek gelip, gidecekler ve o toprakları Ezan-ı Muhammediye kavuşturacaklar.”
Anadolunun dört bir tarafını ezan ile buluşturan onların isâr ruhu oldu. Eğer risalet davasının mesajlarını bizler de Allah Resûlü ve Sahabe efendilerimiz gibi yeryüzündeki her haneye ulaştırmak istiyorsak, isâr ruhunu kuşanıp, yaşamak için değil yaşatmak için yaşamak zorundayız.

KİTABU’Z ZÜHD / Zahidlerin YoluHadis imamı  Ahmed bin Hanbel’in Kitabü’z-Zühd’ü, hicri ikinci yüzyıldan itibaren müstaki...
04/02/2021

KİTABU’Z ZÜHD / Zahidlerin Yolu

Hadis imamı Ahmed bin Hanbel’in Kitabü’z-Zühd’ü, hicri ikinci yüzyıldan itibaren müstakil eserler olarak yazılmaya başlanan “Kitabü’z-Zühd”ler arasında öne çıkanlardan biridir. Son Peygamber’in (s.a.s.), diğer peygamberlerin (a.s.), sahabe-i kiram’ın (r.a.) ve tabiûn’un hayatlarından zühd örneklerini anlatan bir eserdir.

Hz. Peygamber (sas) iradesini güçlendiren ve iradesinin hakkını veren genci sever.Efendimiz (sas) uyku ile arasındaki mü...
03/02/2021

Hz. Peygamber (sas) iradesini güçlendiren ve iradesinin hakkını veren genci sever.

Efendimiz (sas) uyku ile arasındaki münasebeti sünnet üzere inşa eden, yediğine içtiğine, duyduğuna baktığına dikkat eden, hayatının en hızlı geçtiği gençlik döneminde dahi hayatını Hz. Peygamberin (sas) kendisine öğrettiği şekilde tanzim eden genci sever.

Günümüzde belki de en çok irade zafiyeti gösterdiğimiz alan uykumuz ve zaman yönetimimiz. Birçoğumuz zamanlarımızın tebliğ ve irşada, kitap okumaya, kendimizi geliştirmeye vs. yetmediğinden şikâyet ediyoruz. İşte zaman konusunda yaşadığımız bu bereketsizliğin en temel sebeplerinden biri de irade zafiyetimizdir. Eğer 1 günümüzü, Allah ve Resulü’nün (sas) öğrettiği şekilde tanzim edebilirsek, yatmamız gereken vakitte yatar, kalkmamız gereken vakitte kalkabilirsek, gün boyunca namaza ayırdığımız vakitten çok daha fazlasını sosyal medya gibi yerlerde tüketmezsek vaktimiz yeniden bereketlenecektir inşallah.
İrademizi güçlendirmenin yolları:
– Farzların ikame etmek
– Nafileleri ihya etmek
– Düzenli yaşama ve hayatı hak ile meşgul etmek
– Sadık ve salih dostlar edinmek
– Anne ve babanın rızasını kazanmak


#

03/02/2021

Ey Gençler! Hedeflerinizi büyültün, kaliteleştirin, arttırın. Unutmayın, hedefleri büyük olanın adımları büyür; adımları...
02/02/2021

Ey Gençler! Hedeflerinizi büyültün, kaliteleştirin, arttırın. Unutmayın, hedefleri büyük olanın adımları büyür; adımları büyüyenin amelleri /
Muhammed Emin Yıldırım

Gelecek kaygısının en önemli nedeninin belirsizlik olduğunu belirten psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mutlaka bir y...
02/02/2021

Gelecek kaygısının en önemli nedeninin belirsizlik olduğunu belirten psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mutlaka bir yol haritası çizilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre yalnızlık duygusu da gelecek kaygısını artırıyor, sıcak aile ilişkileri gelecek kaygısını azaltmada etkili oluyor.

Gençler için gelecek kaygısının ve bunu doğru şekilde aşmanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle eğitim hayatı bittikten sonra gençlere ‘Hayatın gerçeklerine hoş geldin’ diyoruz. Belirsizlikler ve bir yol haritasının olmaması gençleri tedirgin ediyor ve haklı olarak kaygılandırıyor. Bazı gençler bu konuda daha şanslı oluyorlar. Sosyal destekleri oluyor, aile destekleri oluyor ama bu grup çok fazla değil yani azınlık durumunda. Büyük çoğunluk kendi ayağı üzerinde durmak zorunda. Okulu bitirdikten sonra iş bulmak zorunda ve kendine bir düzen kurmak zorunda” dedi.

Yeniliğe açık kişilerin gelecek kaygısı uzun sürmüyor

Anadolu’da “Yapı taşı, açıkta kalmaz” şeklinde bir söz olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bir genç kendisini donanımlı hale getirirse mesela dil öğrenmeden tutun da bilgisayar öğrenmeye kadar birçok becerilerle kendisini donatırsa geleceğe hazırlanmış olur. Kendini geliştirmeye açık bu tip kişilerin mesleki olarak gelecek kaygısı daha kısa sürüyor “ dedi.

“Anı yaşa” değil, “anda yaşa” olmalı

Kaygıyı kontrol edemeyen kişilerin günlük yaşayan, anlık yaşayan kişiler olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “’Anı yaşa’ diye bir slogan var, bu yanlış anlaşılıyor. Bunun ‘Anda yaşa’ şeklinde olması lazım. ‘Anı yaşa’ sloganı insanların ‘Hiç gelecekle ilgili plan yapma’, ‘Geçmişe önem verme gibi’ umursamaz, konformist ve egoist bir insan tipi olmasına sebep oluyor. Anı yaşa aslında anda yaşa anlamına gelmeli” diye konuştu.
Hazırlıklı olmak kaygıyı azaltabilir

“Gelecek kaygısının en önemli sebebi hazırlıksız olmaktır” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hazırlıklı olan kişiler daha az kaygı yaşar. Bu durum krizde de öyledir. Krizde en çok zarar görenler krizi önceden ön göremeyip hazırlık yapmamış olanlardır. Mesela yağmur yağacağı zaman ya da fırtına çıkacağı zaman insan ön görüde bulunup hazırlığını yaparsa en az şekilde etkilenir. Hazırlıklı olan bir kimse, ‘Bir kriz çıkarsa ne yapabilirim?’ diye zihinsel olarak hazırlık yapar ve onunla ilgili tedbirlerini alırsa kaygıyı kontrol edebilir” dedi.

Keşke ve acaba kelimesi zihinsel enerjiyi tüketiyor

Hastalık boyutundaki gelecek kaygısının yaşam kalitesini etkilediğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

“Her şey yolunda giderken; ya çocuğuma bir şey olursa, ya sınıfta kalırsam, ya iş bulamazsam diye düşünmek enerji kaybıdır. Oturup iki ay sonrası için aç kalacağını düşünmek, kaygılanmak ve üzülmek rasyonel değildir. Gelecek kaygısı kimi insanlarda kabul edilebilir seviyedeyken; kaygısı normalin üzerindeki kişiler zihinsel enerjilerini boşaltıyor. Normal insanlarda bu enerji günlük olarak yeterli oluyor. Ancak kaygısı yüksek kişiler bu enerjiyi dengeli kullanamıyor. Ne yapıyorlar? Geçmişle ilgili en çok keşke kelimesini çok kullanıyorlar. ‘Keşke şunu deseydim? Keşke bunu yapsaydım? Bu haksızlığa niye uğradım?’ diye sürekli geçmişi düşünüyorlar. Bugünün sorunlarını uğraşıp çözmek yerine geçmişi düşünerek o enerjiyi tüketiyorlar. Aynı şey acaba kelimesi için de geçerli. Acaba şöyle mi yapsam? Acaba böyle mi olsam? Acaba bunu da mı yapsam? Acaba ve keşke kelimelerini aşırı kullanan kişiler, bugünün enerji aküsini boşaltıyor.”

Gelecek endişesi sadece insanda var

Bu tip kişilerin bugünü yaşarken ayakta durmakta zorlandıklarını, ufak bir krizde durumunda da panik yaşadıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hâlbuki insanda bugün mutlu olabileceği, sorunları çözebileceğine dair zihinsel kapasite var ama ilginçtir gelecek ve endişesi geçmişle ilgili kaygılar ve gelecek endişesi de canlılar içinde sadece insanda var. Bununla ilgili metafiction geninden bahsediliyor. Zihin üstü gen deniyor yani bu tip kişiler geçmiş ve gelecekle ilgili projeksiyon yapma kapasitesine sahipler. Yaratılıştan gelen bir şey bu. Dozunu kaçırdığın zaman bu sefer geleceği kontrol etmek istiyorsun. Geçmişle ilgili kontrol etmek istiyorsun. Kontrol duygumuzu yanlış kullanıyoruz. Yanlış kullandığımız zaman da acı çekiyoruz” dedi.

İyi aile ilişkileri gelecek kaygısını önlüyor

İnsanın ilişkisel bir varlık olduğunu, tek başına mutlu olamadığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnız insanlarda gelecek kaygısının daha fazla olduğunu belirterek
“İnsan yalnız kaldığı zaman daha çok sorun büyüyor. İyi bir arkadaş grubu varsa özellikle anne ve baba gelecekle ilgili kaygısı konusunda yanında olduğunu hissettirirse, evde sıcak ve güvenli bir ortam varsa çocukta gelecek kaygısı olmuyor. Yani genç bir sorun olsa bile ‘Bir ailem var. Annem babam var, birlikte çözeriz’ diyor. Oysa yalnız olan kişilerde gelecek kaygısı çok fazla oluyor. Burada yalnızlık ve umutsuzluk, gelecek kaygısını arttıran iki özellik diyebiliriz. Aile ilişkilerinin güçlü, evin sıcak ve güvenli bir ortam olması lazım. Genç eve severek geliyorsa, evde sohbet, paylaşım, sıcak ilişkiler varsa o evde, çocukta bir gelecek kaygısı olsa bile ‘Annem, babam, ailem, sosyal desteğim var. Problemi birlikte çözeriz’ duygusu ile bu durumu takıntı haline getirmiyor” dedi.

Duygusal ihmal ve mesafesiz terk ediş

Huzursuz ev ortamına ve parçalanmış aileye sahip çocukların gelecek kaygısının daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

“Çocukta ‘Annem babam beni sevmiyor’ duygusu var ise, bazen anne baba çocuğu sevdiği halde çocuk ‘Annem babam beni sevmiyor’ hissini yaşar. Bu durumlara ‘Mesafesiz terk ediş’ diyoruz. Anne baba birlikte ama duygusal ihmal var. Çocuğa zaman ayırmamış, paylaşım yok, sohbet yok, muhabbet yok ama çocuğun bütün temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Yediriyor, içiriyor, giydiriyor. Çocuğun duygusal, psikolojik ihtiyaçlarını karşılamıyor. Aynı vücudumuzun proteini, karbonhidrat ihtiyacı olduğu gibi insanın ruhunun da sevgiye, güvene saygıya ihtiyacı var. Çocuğun evde kendini güvenli hissetmesi lazım. Kendisine değer verilmesi, saygı gösterildiğini ve sevildiğini hissetmesi lazım. Bu durumda gelecek kaygısı olmaz ve kişi yalnız hissetmez kendisini.”

Devamı: https://gencsiyer.wordpress.com/2021/02/02/gelecek-kaygisi-gelecek-korkusu-nasil-asilir/

Genç demek İffeti, metaneti temsiliyeti ve hizmeti hayatında doğrultan adamdır.
01/02/2021

Genç demek İffeti, metaneti temsiliyeti ve hizmeti hayatında doğrultan adamdır.

Address

Nişanca Mahallesi Zekai Dede Sok. No:22
Eyüp
34050

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when GençSiyer posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to GençSiyer:

Share